İnsanı, yüzleşemediği boşlukları yönetir

En son güncellendiği tarih: 13 Oca 2019


İnsanı, yüzleşemediği boşlukları yönetir. Kimse yaşamadığı, bilmediği bir hayatı yargılayamaz…


Doğumu ile dünyaya yuvarlanan insanı, çoğu zaman bir cennet karşılar. Tüm ihtiyaçları elden geldiğince karşılanır. Etrafında karşılıksız seven, ne istese / ima etse yerine getirmeye hazır insanlar vardır. İnsan kendi cennetine doğar.


Bebek bunun keyfini çıkarır, talep eder, ilgi ister. Diğer yandan, karmaşıklıklarla başa çıkabilmek içinannesine (cennetindeki kurtarıcı) daha çok yakın olmak ister. (Margaret Mahler)

Ancak yıllar, cennetimizin kaybını, silikleşmesini beraberinde getirir. Dünyaya gelir gelmez sahip olduğumuz en büyük zenginliğimiz, yetişkinliğimizin ilk ve en büyük kaybı olur. Düne kadar etrafımızda dönen dünyanın yerini, baş etmemiz gereken meseleler alır. Bu durumun yaşamımıza etkisi konusunda, Lacan‘nın sarsıcı bir tespiti şöyledir:

“ANNEYLE YAŞADIĞIMIZ CENNETİ, BÜYÜDÜĞÜMÜZDE SONSUZA DEK KAYBEDERİZ. İNSANIN TRAJEDİSİ, BU EKSİLİĞİ TAMAMLAMAYA YÖNELİK NAFİLE ÇABADIR.“

İnsan, çocukken yaşadığı kısa süreli cennetinden, büyüdüğünde kovulur… Yetişkin olduğundaki tüm çabası, çocukken yaşadığı cennete ulaşarak, tekrar krala/kraliçeye dönüşebilmektir. Sevme, sevilme, güven, huzur, sıcaklık en temel arayış meselelerimiz olur.


Yetişkin olmamıza rağmen, bir çocuk gibi, o bildiğimiz ve kendimizi güvende hissettiğimiz cennetin peşinde koşuyor olmamız, bizi hatalara sürükler; bize cennet vaat ettiğini sandığımız insanlar için, yıllarımızı rahatlıkla harcayacak hatalar yapabiliriz.


Mesela, çocukluktan kalma o tatlı huzurun peşine düşen biri (farkında olmasa da), derin problemler yaşadığı bir ilişkisine, (pek çok üzüntü yaşamasına rağmen) bir son veremeyebilir. Ya da küçük yaşlarında,  kayıplar yaşayan biri, yetişkin dönemlerindeki ilişkilerinde, ‘yokluğu ile tehtit‘ eden kişilerin peşinden, anlam veremediği şekilde koşabilir. Cennet arayışımız bizi türlü sıkıntılar yaşadığımız insanların arasında, oyunda tutabilir.


Kayıp cennetinin peşindeki insanı aldatan bir unsur da, yakın ilişkilerinde sıklıkla yaşayabileceği ‘rolleri karıştırma‘ halidir.  Çocuk cennetinde anne/baba eksikliğini yaşayan biri, yetişkin zamanında bu rolü üstlenerek sevdiğine ‘babasının ya da annesinin ona davranmasını istediği gibi‘ davranabilir. Bu rol karıştırma hali, iki yetişkin arasındaki ilişkiyi kadın erkekten, ‘baba kız ya da anne çocuk’ vari bir türe sürükleyebilir. Diğer yandan, cennetini arayan, eksiliğini hisseden, bir şekilde bu tatmine ulaşmak isteyen yetişkin insanın karşısına, kocaman bir aldatıcı çıkıverir; piyasa endüstrisi

Işıltılı salonlar, mekanlar, parlayan takılar, insanı uçucu hayallere sürükler. Kapitalist sistemin hayali podyumlarında, prens ya da prenses gibi hisserderken, boşluğunu yaşadığı trajik eksikliği tamamlamaya çalışan birileri olabilir.


Gece mekandan mekana koşan, geçici arkadaşlara masalarda anlam yükleyenlerin bir türlü ulaşamadığı, cennetindeki neşedir belki de. Moda ve markaların büyüsünde kendini sürekli başka başka mutluluk resimlerinde hayal edenler de, cennetinin peşinde olabilir. Bu düşleri, piyasa tarafından olabildiğince kışkırtılır. İnsanı ‘şimdiki zamanından‘ koparıp, köpürtülmüş, şişman hayallere iteler.

İnsanı, yüzleşemediği boşlukları yönetir. 


Acı vermesine rağmen, problemli ilişkilerinden vazgeçemeyenler, kendini maddi dünyaya sırt üstü bırakanlar, ya da öğrenilmiş çaresizlikler yaşayanlar, belki de özlemini yaşadığı cennetinin peşinden düşe kalka yürümeye çalışanlardır.

Ve sadece bu nedenle, kimse yaşamadığı, bilmediği bir hayatı yargılayamaz.


Fırat Devecioğlu

Yüzleşme, Mona Kitap

1.Bölüm. 1.Düşünce Yazısı, syf:21

26 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Bir İyi Hissetme Aracı: Yoksulluğun Pornografisi

Yoksulluk ve pornografisi konusuna birkaç gülümsemeyi hatırlatarak başlayayım. Trafik sıkışmıştır. İyi model arabaları ile sıkışmış trafikte dur kalk ilerlemeye çalışan bir çift vardır; bir eli dışarı

Ofislerde Dolaşan Bir Kabus

Kariyer mücadelesi, ofislerde dolaşan bir kabusu hayatlarımızın ortasına bırakıverir. Kabusun adı, problemli orta düzey yöneticilerdir! İnsanın hayatına sonradan girip, bir daha hiç çıkmayacak gibi

Bir Orta Sınıf Mücadelesi; Kariyer!

Sistemin sürekliliği için, hayatın kendisi gibi dayatılsa da, kariyer, bir orta sınıf mücadelesidir. Her sabah yan masada çalışmaya başlayan iş arkadaşlarımız ile aşağı yukarı aynı mahallenin çocuklar